Taştan cam silindire, ahşaptan çelik iskeletlere... Malzeme seçimi salt teknik bir karar değil, mimari kimliğin ta kendisidir.
Malzeme, bir binanın yüzeyi değil karakteridir. Taşın ağırlığı, camın şeffaflığı, ahşabın sıcaklığı; kullanıcı daha planı okumadan mekânla ilk ilişkisini bu duyularla kurar.
Seçimlerimizi üç soruyla yapıyoruz: Zamanla nasıl yaşlanır? Nereden gelir ve nasıl üretilir? Detayda nasıl birleşir? Güzel yaşlanan bir malzeme, bakım maliyetini de düşürerek tasarımın ömrünü uzatır.
Çelik iskeleti ile doğal taşı aynı cephede buluşturmak bir stil tercihi değil, bir dürüstlük meselesidir: taşıyan taşıyan gibi, kaplayan kaplayan gibi görünmelidir.